Aldatıp da duran, yalan dünyâsın!
Verip verip, tekrar, alan dünyâsın!
Sırrını anlamak, ne kadar zordur…
Ehl-i gaflet ile, dolan dünyâsın!

Bütün verdiklerin, bala benziyor,
Avcının elinde, ala benziyor; (1)
Gösterip de tutup, yutarsın tekrar,
Muvakkat verdiğin mala benziyor.

Her köşede dolu, aldatır, hîle,
Sevince, sarılır, boğaza, kola;
İmtihan için mi sana verildi?
Acebâ râzı mı, şerrinden, Mevlâ?

Bu kuvvetler sana, edilmiş teslim.
Gözü ile gören, nasıl aldana?
Mevlâ âşıkları, üstünde gezer,
Hiç dokunamazsın, bilirim ona.

Sana isim vermiş, Halkeyleyen: (Dâr);
Arkadaş olanlar, oluyor gaddar;
(Emre) biraz sevdi, eyledi tövbe,
Çok şükür, affetti, acıdı Gaffar.

Zapteden: Fuzûle Tezcan
Saat:20.45


(1) Al = Üzerinde, kamufle edilmiş otomobillerin üzerindeki şekillere benzer şekiller bulunan bezler. Avcılar, bunları, avlıyacakları hayvanlara göstererek, onların bu şekillere doğru gelmelerini sağlarlar. Nitekim, boğalara da kırmızı bez gösterirler. Her cins hayvanın sevdiği al, başkadır; keklikler için başka, tilkiler için başka al kullanılır. 26.6.1956