Eğer açar isek, bütün kalbleri,
Nice Muhammedler, yaşıyor diri;
Esrar kapısının miftâhı bizde,
Cibrîli Emînden, alır haberi.
Adedi bellisiz, ümmeti vardır,
Göz ile görünmez, himmeti vardır;
(Fakrî fahrî) sözü, çıkar durmadan,
Akıllar ermedik âdeti vardır.
Onda tamâm oldu, anlaşılmaz dîn,
Sözleri (fakrî)dir, kendi çok zengin;
Mevlâya karıştı, hâline bakan,
Ondan zuhûr etti (Rabbül’âlemîn).
Gönlümüzde vardır, rahmet deryâsı,
Yönünü dönene bakar, Mevlâsı;
Bir sıfatı vardır, anılır: (Gaffâr),
Severse affeder, olsa da âsî.
Gözleri benziyor, (Havz-ı Kebîr)e,
Giren, yıkanıyor, hep göre göre;
İhtiyâcı yoktur, her hâl kendinin,
Benzemez bir şâha, hem de vezîre.
Kendi taksîm olmuş, âşık kuluna,
Bakarak seviyor O, kana kana;
Cism-i lâtif derler; gözler önünde;
Bürünmüş, geziyor, ten ile kana.
Okunan Dört Kitap, bütün rumuzdur;
Bahâsı: bir candır, gaayet ucuzdur;
Her şeye karışık, gıdâlar ile,
Denizlerden çıkan, umulmaz tuzdur.
O lezzet, gelir mi, kupkuru dile?
(Emre) durmaz sever, hep güle güle;
Yüzünü seyretti, bu (Ümmî Emre),
Durmadan ötüyor, benzer bülbüle.
Zapteden: Fuzûle Tezcan.
Gaziantep – Saat:13.05
Not: Bu doğuş, Antep’in Kavaklık mesîresinde ve Emre, Duran Emreün’ün dizinde yatarken doğmuştur.
13.8.1956