Sanki biz de geldik, fânî cihâna…
Kıymet vermiş idik, harap bu hana;
Tatlı rüyâ gibi, geldi de geçti,
Yürüyüp gideriz, şükür, Rahmâna.

Bu kısa yolumuz, Dosta yaklaştı,
Ömür dağlarını, geçti de aştı;
Bizi Yaradandan bu idi dilek:
Aşkı talep ettik; kaynadı, taştı.

Mekânımız: bâlâ, toprak değildir,
Makaamımız: (Gönül); yaprak değildir;
Yüceden yüceye, ettirdi pervâz,
Konduğumuz ağaç, alçak değildir.

Göz ile görünmez, havamız bizim,
Nurdan inşâ oldu, yuvamız bizim;
Felekten geniştir, insan gözüdür,
Arzûmuzdan çıktı, (sivâ)mız bizim.

Metheylediğimiz, (Mevlâ Eli)dir,
Çaldığımız çalgı, Gönül telidir;
(Emre)nin ağzından, kelâm söyleyen,
– Kendisinin değil – Hakkın dilidir.

Zapteden: Fuzûle Tezcan
Saat:16.50


23.4.1957