Bizim bu hâlimiz nedir?
Döner, sanki pervânedir;
Aklımız bürür cihânı,
Bilmiyen, der: dîvânedir.

Târîf etsek, yoktur adı,
Anlatılmaz bunun tadı;
Görünmedik bir âlemden
Bu aşkın şavkı parladı.

Dâim bâkî lezzetimiz,
Kimseye yok minnetimiz;
Mevlâyı saklar, göstermez
Vücûdumuzla etimiz.

Siper olduk biz o Yâra,
Îlân-olduk her diyâra;
Bilmiyene, bu hâl gizli,
Anlıyana âşikâre.

Gören gözlerin nûruyuz,
Mevlâ eli zuhûruyuz;
Mûsâ, ilhâm-alır bizden,
Asâsıyız, hem Tûruyuz.

Zümrüt yuvası, gözümüz,
Hakîkat dolu özümüz;
Bütün âlem gelsin, baksın,
Ayna olmuştur yüzümüz.

Kimi düşer, der: Enelhak!
Kimi bakar, görür ahmak;
Herkes rengini seyreder,
Kirli değil, gaayet berrak.

Yazar herkesin hâlini,
Târîf eder ahvâlini;
Bu (Emre)ye dokanınca,
Zaptetmez oldu dilini.

Zapteden: Kadriye Darendeli, Şevket Kutkan.
Namrun: Saat:11.30


8.9.1957