Bu aşk dedikleri, ne kadar ince…
Akıl mı kalıyor, bakıp görünce…
Aşkın bâdesini, Yâr ,eli ile,
Kendimi kaybettim, sunup verince.

Târîf eylemesi, mümkin değildir,
Hâriçten verilmiş izin değildir,
Gözönüne çıktı, öyle bir (Cemâl),
Ne put, ne de sanem, bir din değildir.

Güneş gibi doğmuş, o Yâra benzer,
Târîf edilmiyor, her vâra benzer;
Halli muammâdır, çözülmesi güç;
Akıllar eremez, esrâra benzer.

Bizi seyrân-eder, hem bize benzer,
Güzellikte birdir, her yüze benzer;
Bir kerre rastgelen, oluyor gaaip,
Kendine celbeden o göze benzer.

Çeşitli boyanmış, allara benzer,
Meyva yetiştiren dallara benzer;
Tutulan, ayıkmaz, olur bir esîr,
Âşıkı kucaklar, kollara benzer.

Meydanda geziyor, gaaibe benzer,
Bütün milletlere, sâhibe benzer;
Sağa, sola baksan, kendi görünür,
Günah, sevap yazan kâtibe benzer.

Karşıda duruyor, Mihrâba benzer,
Azâbı kalmamış, sevâba benzer;
Seherde açılan güller gibidir,
Karanlık kalmıyan, mehtâba benzer.

Gözlerin üstünde, kaşlara benzer,
Kâbedeki siyah taşlara benzer;
Yerler ile semâ, onunla muhît,
Mevlâyı saklıyan başlara benzer.

Bu (İsmâil), Ona, meftûna benzer,
Bakıp boyun eğmiş, yorguna benzer;
Düştü pençesine, kurtulamıyor,
İdrâk-edilmedik oyuna benzer.

Zapteden: N. Kayalıyük
Saat:10.13


26.11.1957