Ne kadar büyüktür, insan dimâğı,
Ölçülmez, biçilmez, altı bucağı;
Dışından bakarsan: sanki bir incir;
İçinde gizlidir, nice Tûr dağı…
Gelir, ilhâm-alır, nice bin Mûsâ…
Uçarak konmuştur, adetsiz İsâ;
(Ve lekad kerremnâ) tâcı gibidir,
Görende kalır mı, gam ile gussa…
Her yanında bitmiş, Tûbâ ağacı,
Meyvası, yemişi: saltanat tâcı;
(Nebîler Büyüğü): (Hırâ) demiştir,
Ahmed, yetişince, etti mîrâcı.
Metheyleyim dese, âcizdir bilen,
Ordan hicret eder, dünyaya gelen;
(Haktan gelen Hakka gider) diyorlar,
Bu sırları bilir, ölmeden ölen.
Her dînin bir ucu, Ona dayanmış,
Yolu tamâm-eden, varmış uyanmış;
Zerre ile külde, görüyor gören;
Aşkı olmayana, o yer nihanmış.
Kul gözüyle baksan: sanki bir zeytun,
İnsan gözü gibi, birazca uzun;
Gözü verdi (Emre), o Hâlikına,
Gördü, hiç ayrılmaz; oldu bir meftun.
Zapteden: N. Kayalıyük
Saat:9.45
16.3.1958