Biz Urfa’yı ettik tavâf,
Her dağları sanki bir (Kaf);
Canını Hakka verenin,
Günahları olmaz mı af?
Sular vermişsin ki: deniz…
İçtik, yok olduk onda biz;
Halîullah balığına
Yem verir de, yemiş! deriz.
Allah destur vermiş ona,
Hizmet etmiş ona, ana;
Nûr-u İlâhî südünden
Emzirmiştir kana kana.
Büyüyüp, etmiş tekâmül,
Aşk ile dolmuştur gönül;
Ateşin üstünde bitmiş,
Yerlere dökülmeyen gül.
Almış Mevlâsından hâcât,
Emrolunmuş ona, irşad;
İşitince zâlım Nemrud,
Nefsi demiş: Ateşe at!
Çeşitli mancınık kurmuş,
Demiş ona: Oraya koş!
Attırmış ateş içine,
Halil uçmuş, sanki bir kuş.
Zâlim zanneder ki yakar,
İbret ile ona bakar;
Ateş, olmuş gül bahçesi,
Hâlâ anber gibi kokar.
Görene, burhan değil mi?
Gösteren, Rahman değil mi?
Mevlâsıyle birleşmiştir,
Yanmamak, ihsan değil mi?
Kurtuldu, yaptı (Hicaz)ı,
Böyle yazılmıştı yazı;
Sevilenler amel-etti,
Onlar okur bâzı bâzı.
(Emre) teslîm-oldu ona,
Seyrediyor kana kana;
Esas (Hicaz)ın mânâsı:
Ateşten; taştan çıkmaz mânâ.
Zapteden: Hatice Tutum
Urfa, Saat:?
17.6.1958