Durmadan yanarım, bu nasıl hâldir…
Bir aşka tutuldum, tamam ef’aldir;
Anlayanlar için, yüceden yüce,
Her sofular için, bütün vebâldir.
Ceryânı geliyor, bizlerden bize,
Işığı vuruyor, yüzlerden yüze;
Nûr-u İlâhîdir, durmadan akar,
Ebedî, ezelî, gözlerden göze.
Öyle bir müşküldür, bilen kendisi,
Dolanıp da gönle, gelen kendisi;
Girdiği kalpleri, durmaz ağlatır,
Dönüp, dahî tekrar, gülen kendisi.
Ateşe bürünmüş, Celâl kendisi;
Gaayetle güzeldir, (Cemâl) kendisi;
Kendi görmek ister, kendi yüzünü,
Acep gören kimdir? visâl kendisi.
Uzak görenlere, ayrı, kendisi,
Her mülkün sâhibi, Tanrı kendisi;
(Taâlâ) ismini, kendi takınmış,
Her şeyi (Muhît)tir, (Bârî) kendisi.
Yürüyüp gidene, (Burak) kendisi,
Seyreden gözlere, berrak kendisi;
Tefekkür etmeyen, sanır semâda,
(Nahnü Akreb) derken, ırak kendisi.
(Emre)nin dilinden diyen, kendisi,
Her emre boynunu eğen, kendisi;
Aşk bir ateştir ki, âlemler korkar,
Kıvılcım atıp da değen, kendisi.
Onun için, (Emre) bildi, ferahtır,
Taklîdi tükendi, hâli essahtır;
Dilinden söyleyen, gözünden gören,
-Şüphesi kalmadı- dâim Allahtır.
Zapteden: V. Değirmenci
Namrun, Saat:14.10
27.7.1958