Yüzleriyin şavkı, eyledi nâçâr, (1)
Seyredince, canım, bedenden kaçar;
Kaşıyın ortası: Cennet bahçesi; (2)
Bülbüller öter de, gülleri açar.
Cibril kapısıdır, iki dudağın,
Mânevî güneştir, hem de yanağın;
Görenler, kaybolur, gülüşlerinden,
Top top açılmıştır, kokar kulağın.
Bilmem ki ne oldu, Yârabbî! bana…
Gözüm rastgelince, neyledin, sana…
Kalbimin gözleri, çekiyor hasret,
Şükür ki bakıyor, hep kana kana.
Yüzbin yıl seyretse, acep doyar mı?
Yarattığın mahlûk, sana uyar mı?
Ne kadar dinlese, ehli olmadan,
Ne hâlini bilip, ne de uyar mı?
Âşıkların, senden istiyor himmet,
Onlara diyorsun: (Eyleyin hizmet!)
(Emre) yüz sürüyor, gece ve gündüz,
Şefâatın için, eyliyor minnet.
Çünkü idrâk-etti, şefkat sendendir,
İki türlü olan hayat, sendendir;
Birçokları: (Yürü bu yoldan!) diyor,
(Müstakîm) denilen bu hat sendendir.
Zapteden: İhsan Yöntem
Namrun, Saat:12.40
(1) Yüzleriyin = Senin yüzlerinin.
(2) Kaşıyın = Senin kaşının. 26.7.1959