Geçiyor devrânımız,
Zevk-ile her ânımız;
Hiç korkumuz kalmadı,
Dost’a vardı canımız.

Burada bitti hesap,
Cennet, hûrî, hem azap;
Biz yanınca, canlandı
Kur’an denilen Kitap.

Sırlar, oldu âşikâr,
Görüp, edince ikrâr;
Şükür, biz şehîd-olduk,
Bize uğramaz inkâr.

Yokoldu Münkir, Nekir,
Dostu edince zikir;
Yıkadı göz zıyâsı,
Gönlümüzde yoktur kir.

Aşk imiş (Havz-ı Kevser),
Havamız, ordan eser;
Boşalttı beynimizi,
Mevlâ ile doldu ser.

Onun oldu saltanat,
Bizdeki söylenen ad;
Hak tecellî edince,
Geldik, karıştı sıfât.

Etsinler bizi tâyip,
Allahtır bize sâhip;
Seyret, güneş doğunca,
Ay, yıldız oldu gaaip.

Doğsa, yutar zıyâsı,
Hiç solar mı boyası…
Tutuştu her perdeler,
Seyrederiz doyası.

Bildik, bu imiş Hicaz,
Âşıka olan niyaz;
Hareketsiz oluyor
Dâimî olan namaz.

(Emre)! kıl, olsun kabûl,
Yandı (şart) ile (usûl);
Kur’an: (kalb-i selîm) der;
Budur (farz) ile (makbûl).

Zapteden: Emine Başman.
Namrun, Saat:19.10


23.4.1960