Gönül verme bu dünyânın malına,
Boyun eğmiş, esîr-olmuş kuluna;
Günde etsen iltifatlâr, sen eğer, (1)
Kanca takar ciğerine, koluna.
O, olmuştur, arzûsunun esîri,
Hiç, olur mu, sevgisinin te’sîri…
Kendisini kurtarmamış düşmandan,
Bin sehpâya astırmıştır o, seri.
Gönül! uyan, meyil verme mevtâya,
Çünkü düşmüş, benlik denen kuyuya;
Geçme nâmerd köprüsünden, var boğul,
Bu canını temizle de at suya.
Çünkü akar, alır, gider (Deniz)e,
Zararı yok, şehîd-olsak, hiç, bize;
Sâkîlerin nazarıdır, dirilten,
Hikmetini vermiş Tanrı, her göze.
Binbir sıfat taksîm-olmuş, iyi bak,
Kimi ışık, kimi kara, kimi ak;
Ara da bul, tek meşrepli bir Dostu,
Gözü göze karıştır da, hep bırak.
İyi dinle aman (Emre)! sadâyı,
Anca bulunğ (2) bir gönülde Hudâyı;
Hâcet kalmaz farzlar ile sünnete,
Sen canını edebilsen, fedâyı…
Bak, orda bul, Hûri ile Gılmânı,
Gel terkeyle, seyrân-eyle Rahmânı;
Ham sofular, çok desinler: (Bu zındık!);
İşte budur âşıkların îmânı.
Zapteden: Müncibe Görgün.
Namrun, Saat:9.00
(1) Günde = Hergün, dâimâ.
(2) Bulunğ = Bulursun. 25.6.1960