Beşer; sûretine uymaz sîreti,
Devâyı istemez, sever illeti;
Hakîkat acıdır; ehline tatlı;
Uyan gönül, uyan, al hidâyeti.

Etrâfına bak da çâreler ara,
Sen sakın güvenme, bil de ağyâra;
Eline geçersen, seni öldürür,
Ayık da yaklaşma, sakın gurûra.

İfritlerle dolu köve benziyor,
Vîrâneye dönmüş eve benziyor;
Elleri boyanmış, bir kızıl kana,
Dişini bilemiş deve benziyor.

Etrâfında dolu, etsiz iskelet;
Zâlimden umulmaz, zerrece himmet;
Gözlerinin içi, tamuya benzer,
Eğer uyanmazsan, görürsün cennet.

Gaafil gönülleri, durmadan gezer,
Gezdiği yerleri, kan ile özer;
Önünden bakılsa, sanki bir cennet,
Alına düşersen, kalbini ezer. (1)

Nice sultanları, o eylemiş kul,
Ayaklar altına atıp, etmiş yol;
Aşk-ı ilâhîden, al, giy libâsı,
Yaklaşamaz olsun, sâlim ol, kurtul.

Sen (kâmil)i anla, miskin değildir,
(Her şey Haktan) demek, bir dîn değildir;
(Şer’)in kılıcını, atma elinden,
Zındıklık eylemek, izin değildir.

(Emre)! bâzı bâzı, (celâl) lâzımdır,
Yaramaz ahlâklar, zevâl lâzımdır;
Derleyip toplayıp, eğer yaktıysan,
Bundan sonra sana, (Cemâl) lâzımdır.

Zapteden: Müncibe Görgün.
Namrun, Saat:9.30


(1) Al = Hîle. 5.7.1960