Gözlerinin yaşı, mercana benzer,
Bir tâne değildir, her cana benzer;
Aşkın şarabından, sunar ehline,
Sâkîler elinde fincana benzer.

Candan cana olur, onun bakışı,
Deryâdan deryâya, dâim akışı;
İki dünyâlara, olmuştur kıble,
Biribirisine bağlanan kaşı.

Her lisandan yazar, parmağı, eli,
Kuvvetler kendinin; yoktur emeli;
Adetsiz ahlâkı, çeşitli huyu,
İki gözlerinden, eder tecellî.

Âşık olanlara, duruşu mihrap,
Arzû sâhibine, veriyor azap;
Cenneti, hûriyi, iki dünyâyı,
Aklından atana, kalkıyor nikap.

Emelsiz görene, irfan ordadır,
Mumlar gibi yanan insan, ordadır;
Kulak ile dudak, orda neylesin…
Göz ile konuşan lisan ordadır.

Bir cism-i lâtiftir, onun mahsûlü,
Gönül kulağına öter bülbülü;
Onun kokusunu alan bir insan,
Her şeyi unutur; ne eyler gülü…

(Emre)nin sözleri, dâim hakîkat;
Dünyâyı sevenler, biçemez kıymat;
İdrâk-edilir mi akl-ı cüz’ ile…
Bu, iç âlemidir, değil tabîat.

Kendini unutup, can ile görmüş,
Muvakkat görülen, değildir, bir düş;
İlim sâhipleri idrâk-edemez,
Târîf edileni, âşıklar görmüş.

Zapteden: M. Görgün.
Namrun, Saat: 6.15


20.7.1960