Nideyim aşk olmazsa,
Gelip beni bulmazsa
Benim dilim mi döner,
Bu meydan aşk dolmazsa…
Bütün aşkındır hüner,
Sultanım! sen aşkı ver;
Eğer aşkın gelirse,
Gelir, meydanda döner.
Gelse, nur olur meydan,
Gelmezse olur zindan;
Durmaz, senden isteriz,
Aşkı sen gönder Sultan.
Aşıktır senden sana,
Ararız yana yana;
Senin aşkına düşen,
Nazar etmez her yana.
Gözünü diker sana.
Yüzü boyanır kana;
Gözü teslim eyliyen,
Seyreyler kana kana.
Sultanım! meded eyle,
Gel, bu lisandan söyle;
Sen aşk ateşi bırak,
Razıdır, bu gönüle.
Aşık olmaz mı gerçek…
Gel, Dost iline göçek; (1)
Başı koyandan isen (2)
Canından elini çek.
Bütün belâya dayan,
Kalmasın hiç adu san; (3)
Kendini unutursan,
Bir gün olur Hak ayan.
Sen de tutulsan Yâr’a,
Olur yürekte yara;
Sana senden yakındır;
Yüzbinde biri vara.
Öyle deriz biz bunu,
Yokluktur ilmin sonu;
Bu kıymetli canından
Vazgeçen bulur onu.
Âşık isen deme: ben!
Boynuna takın kefen.
Onu gözler göremez,
Göremezsin “ben!” dersen.
Âşık bu derdi çeke,
Alıp kendine eke;
Ayık (4) (Emre)! sen sakın
“Ben!” deme düşenğ (5) şirke.
(1) Göçek = göçelim.
(2) Serden geçenlerden isen.
(3) Ad ve san; halk ağzındaki şekli “adusan”dır.
(4) Ayık! = ayıl! aklını başına topla!
(5) Düşen = düşenğ = düşersin; şirke düşersin. 16.6.1944