Açılmış çeşit çeşit,
Görse, koparır hasit; (1)
Allah için âşıka (2)
Mânen yetişir Mürşit.

Görünür ona ma’ni (3),
Ateş olmuş her yanı;
Her gözlere görünmez,
“Sakla!” der, vermiş canı.

Eğer olsa âşikâr,
Dünya ateşe yanar;
Bir adı “Hâdî” ise,
Âsileredir “Kahhâr”.

Kabul olsa dileğim,
Kahhâr’dan af dileyim;
Görürsem lâl olurum,
Acep nasıl diyeyim…

Göründü, ben oldum lâl,
Yanıyor bütün ahval;
Sükût edeyim derim,
Aşkı eyledi dellâl.

Tarifi değil mümkin,
Eğer vermezse izin;
Ben hakikat söylerken
Birçokları tutar kin.

Söyletir, ne yapalım…
Buna aittir hâlım (4)
Yine can, Dosta uçtu,
Zannederler burdayım.

Canım o Dosta uçtu,
Perçemine tutuştu;
(Emre), şükür et Hakka,
Arzusuna kavuştu.

Kavuştu, aldı ilham,
Kolunu açtı (Suna)m;
Eğer kurban isterse,
Canımı alıp sunam. (5)

Ben olayım armağan,
Feda olsun ona can…
Eğer o Yar görünse
Kuruyor bendeki kan;

Bütün kanım kuruyor,
Ateş olup duruyor;
Eğer ki sever ise,
Yerden yere vuruyor. (6)

Acep oldum mu lâyik?
Her dem kapısı açık;
İçi ateşten deniz,
Burda yanmış çok kayık…

Geçersek o denizden,
Eser kalmaz hiç bizden;
Buna her can dayanmaz,
Nasıl gitsek bu izden…

Her yanı yılan, çıyan;
Gider ehline uyan;
Senin yüzünü görür,
Eğer edersen ihsan.

Bilirim sensin Kerîm,
Ben senden sana derim;
(Emre) sana âşıktır.
Kabul eyle Dilberim. (7)


(1) Hasit = hasût = hasetçi.
(2) Riyasız, maksatsız ve sadece Allaha âşık olana.
(3) Mânen, manevî olarak.
(4) Hâlim böyledir.
(5) Sunayım, takdim edeyim.
(6) Sevecek oldu mu yerden yere vuruyor.
(7) Ayni günde, fakat fasılayla doğan bu iki doğuş, mânâ irtibatı dolayısıyle birleştirilmiştir. 22.7.1944