Bize aşk geldi yine,
Kesilsin bütün çene…
Bu ateşe yanarız.
Bizden bize; kime ne?..
Meğer ki onlar yana,
Hâlimize inana;
Yârim! senin bu aşkın
Rüsvay etti cihana;
Hiç âşıklar bilmez âr;
Hep ârını almış Yâr;
Atılan taşı duymaz,
Yâr, aşkı etmiş duvar.
Taş atarlarsa ağlar,
Gönlünü Hakka bağlar;
Âşıkın ateşine.
Dayanmaz taşlar, dağlar.
Ateşleri tükenmez,
Başka hâli beğenmez;
Daima yanmak ister,
Hiçbir varlık istemez.
Benim içim kan ağlar
Âlem benden ne arar?..
Dostlarım! feryadıma,
Gökte yıldızlar ağlar.
Durmaz ederim faryat,
Gam veriyor katbekat;
Yârımın hasretine
Dayanır hangi hayat?..
Meğer ki olmalı taş…
Yanmalı yavaş yavaş;
Bu Yâr’ın ateşine
Dayanıyor hangi baş?
Meğer olmalı demir,
Duymamalı hiç emir…
O Yârım ayrılırsa,
Alır, içerim zehir.
Yönünü döndü (1) yine,
Güvenilmez rengine;
Benim hâlim fakirdir,
Hep zararı kendine.
Bu aşk istemez leke,
O bu hâlden el çeke, (2)
Her söze kulak veren,
Nideyim, düşer şirke.
Kendine eder zarar,
(Emre) sen aşka yalvar;
Nefse kapılanlara
Haktan ayrılık yarar.
(1) Yönü dönmek = yüz çevirmek.
(2) Çeksin. 23.9.1944