Birçokları dinler kıylükalimi,
Çünkü bilmez benim tatsız hâlimi;
Sen bilirsin, Sübhânım, ahvalimi,
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Birçokları beni insan sanırlar,
Bilmezler ki dağlar kadar günah var;
Ey sadıklar! bu hal bende ne arar
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Acep bu karanlık, olur mu ışık?
Yaradanım! sana olsam ben âşık.
Sen aklıma düştükçe oldum şaşık.
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Benim isyanıma garkoldu dağlar,
Onun için benim içim kan ağlar;
Yaradanım! görün geçmeden çağlar…
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Sana hasret oldum diye korkarım,
Hasretim ben, yollarına bakarım;
Ben bilirim, küfrü isyandır kârım.
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Sen Mevlâmdan isyandır aralıyan,
Benliğimdir yüzümü karalıyan,
Ey Cânânım! her hâlim sana ayan..
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Mevlâm! koyma bende (aşkı mecâzi)
Onun için ben ederim avazı;
Bana nasib eyle (gönül Hicazı)…
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Küfrü isyanım çıkmıştır göklere,
Sen beni affeyle Cânân bir kere…
Suçsuz olup gözüm yüzünü göre…
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Cânânım! sen affet, kabul et beni
İsyan ile görür müyüm ben seni?
Görün, çıkar kalbimdeki dikeni…
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
Ağlayınca affeyledin Adem’i
Onun için hiç eylemem sitemi;
Yarasına (Emre) ister merhemi…
Bu benlikle sana varır mıyım ben?
24.9.1944