Aşk bir ateşmiş meğer…
Düşenler neler çeker…
Mâşukun senin için
Gözlerinden kan döker.

Kim döker gözden kanı,
Sana kavuşur canı;
Senin ile bir olur
Gözlerinin hayranı.

Budur vuslatta birlik,
İşte ebedî dirlik,
Bu kolay ele geçmez,
Bitmelidir bu iplik.

Budur tükenmez ömür,
Canından geçen görür;
Bu yol içten içedir,
Teslimiyet götürür.

Odur “Zümrüdüanka”
Daim yoluna (1) baka
O bir cazip göz imiş,
Tutulan varır Hakka.

O bir ateşten makam,
Görene gelir ilham;
Görenler daim yanar,
Bize nasip et Mevlâm.

Hükmediyor her yana,
Görünüyor hayrana;
Bir kere gören, düşer
Aşk denilen zindana.

Ateştendir kapısı,
Gönüldedir tapusu;
Mevlâ orada kurmuş
Avlamak için pusu.

Tutul da ona, ayık! (2)
Sen âşık ol, ol lâyık
Âdemden beri kitli,
Sırrı bilene açık.

Saf olan sırrı bile (3)
Bu fırsat geçmez ele,
Aşka tâbi olmıyan,
O, çok bekler nafile…

Ayık da (2) uy sen söze,
Bu haller gelsin bize;
Bu methedilen Dilber
Böyle görülür göze.

Âşıklar daim bakaa, (4)
Seyir edip ayıka; (5)
Yusuf daim bekliyor
Olduyusak (6) Zeliha.

Bu haller olsun ibret,
Körlük olmuştur illet;
Sultanlık istiyeni
Kaplamalıdır zillet.

Bu yol geçer zilletten,
Böyle gidiyor giden;
Eğer kabul etmezsen
Deme: görmedim neden?

Seyreden, sözü tutan,
Mısıra olur Sultan;
(Emre), sen ateşe düş,
Vasıl olmaz her insan.


(1) Kendi yoluna geldiği yol.
(2) Ayık! = ayıl! aklın başına gelsin.
(3) Bile = bilsin, bilir.
(4) “Bakaa” kelimesi burada “bâkî” sıfatı yerinde kullanılmıştır, halk ağzında bu türlü “yanlış doğru”lar çoktur.
(5) Ayıksın, ayılsın.
(6) “Oldu isek” fiilinin halk ağzındaki şekli. 13.1.1945