Neyleyim Yâr fitne imiş,
Kur’an dahi böyle demiş;
O fitneyi görmek için
Nice âşıklar can vermiş…

Her göz bakamaz, kamaşır,
Kim ki zülfüne dolaşır,
Çok koşma ile varılmaz;
Canını veren ulaşır.

Kim ki bu canına kıyar,
O, Dostun sesini duyar;
Bu “cemm-i gafîr” içinde
Yüzbinde bir âşıkı var.

Candan çağırmalı Bilâl,
Öylece oluyor visal;
Sadık âşıkın gözüne,
Lâyık, doğar “çifte hilâl”.

Buna derler: “Kabe kavis”,
Nûr iken görülüyor is;
Mânâsında seyredince,
Medîne’ye geldi Üveys.

Canını attı bir kerre
Rasgeldi Ebabekir’e;
Yana yana sual etti,
Âşık idi onu göre.

Seyran etti, göremedi,
“Sen dahi görmedin!” dedi;
O Dilberin yanık aşkı
Nice âşık canı yedi.

Sonra rasgeldi Omar’a (1),
Bir zaman durdu huzura;
Yüreğine kan işledi,
Görmüşlerden sora sora.

Ciğeri boyandı kana,
Gözü rasgeldi, Osman’a;
Medheylediği Maşuk’u
Yana yana sordu ona.

Yandı, baktı döne döne,
Âşık canı yandı yine;
Baktı gelir “Hablülmetîn”,
Uzandı Dostun ipine.

Gözü rasgeldi Ali’ye,
Arkadaşlık etti bile; (2)
Gördü ki kapı açılmış
Canı attı nurdan göle.

(Emre), sen dahi canı at,
Atan bulur ölmez hayat,
Eğer aşkı bırakmazsan
Ebedî kalırsın rahat.


(1) Omar = Ömer.
(2) Bile = beraber. 11.4.1945