Biz Allaha olunca kul,
Bizim ile olur meşgul.
Elde ateş olmaz ise
Temiz olmaz bizlere yol.

Bu ateşten yanar diken,
Serbest yürür burdan giden;
Renklerden kurtarır bu aşk.
Aşka kul ol, sonra güven.

İnsan büyür düşe düşe,
Yürüyüp Dosta, görüşe;
Hak şeytana emreylemiş;
Bu yollara tuzak döşe!

Onun kârı (1) daim hile,
Eğer yansa, kalmaz belâ;
Âşık yolu ordan geçer,
Dayananlar Dostu bula.

Bu yollara aşktır âmir,
Başka bir hâl, olmaz kadir;
Eğer evvel yıkmaz ise,
Başka türlü olmaz tamir.

Lâzımdır gönül evine,
Seyret hakikat gülüne…
Hâşâ, Allah zalim değil,
Harab eder ki sevine.

Duymadınız mı Hızır’ı,
Peygamber Musa nâzırı?
Nice nice tesbih eder,
Bildirir “hâli hâzır” ı.

O, gemiye dürttü bıçak,
Çünkü emir eyledi Hak;
Sahibi gemici midir?
Hızır, her gemiye ortak.

Öyle, (2) vermedi Fir’avna
O gemi sağ durur sona. (3)
Hak sözünü kabul edin,
Bu kulağı verin ona.

O, varır, duvarı yıkar,
Bilir, onda define var;
Gözü teslim edin ona,
Her hallere Hızır bakar.

O, oğlanı etti katil, (4)
Kendisi sağ, öldü cahil;
Eğer varlık sağ olursa,
(Emre), bilmek olmaz kabil.


(1) Onun işi.
(2) Öylece, o suretle, yani gemiyi, delmek suretile Firavn’ın eline vermedi.
(3) Artık o gemi ebediyyen diridir.
(4) O, oğlanı katletti, öldürdü. 5.5.1945