Dilârâ benim arzum,
Görünmez, yanmazsa mum..
Bu aşka tutulanı,
Sahibi etmez mahrum.
İbrahim Hakkı Erzurum, (1)
Yanmış, olmamış mahrum…
Ben bir ateşe düştüm,
Allah, yanar dururum.
Sözleri Hakka lâyık,
Anlaşılıyor, açık;
Bütün âlim toplansa,
Onlar olamaz âşık.
Koymazlar inadını,
Bilmezler aşk tadını;
Mevlâ kabul ediyor
Âşıkın muradını.
Bu aşktan doğar ilim,
Âşıklarda var elim;
Ben aşka düşmez isem,
Sözü duyar değilim.
Hakikatı (aşk) söyler,
Kendi kendini över;
Benim dilim döner mi,
Bu aşk gelmezse eğer.
Aşktır cihan hâkimi,
O söyletir dilimi;
Bütün dünya halletmez
Aşktan doğan ilimi.
Bu ilim gayet müşkül,
Gelir, yakar, eder kül;
Bülbül feryad ettiği:
Seherde açılan gül, (2)
Onun iki derdi var,
Bakar, durmadan ağlar;
Eğer güle konarsa,
Ayağı nazik, batar.
Canını etmiş feda,
Öter, o eder edâ;
Gül insanlar içindir,
Bülbüle etmez fayda.
Durmaz öter boşuna,
Bakmak gider hoşuna;
Bütün esrar gizlenmiş
Dilberimin kaşına.
Baktıkça veriyor gam,
Titiriyor (3) her âzâm
(Emre) daha söylerse,
Nidem, bozulur nizam.
(1) Bu mısranın hece adedi sekizdir; halbuki doğuşun vezni yedidir. Doğduğu gibi yazıldı.
(2) Bülbülün feryad edişi, seher vakti açılan gül içindir.
(3) Titriyor. Bu fiilin halk ağzındaki telâffuzu böyledir. 30.6.1945