Çıktım erik dalına,
Anda yedim üzümü
Acep ben söyler isem,
Anlarlar mı sözümü?

Sen meydana çıkalı
Ayıramam gözümü;
Senin baygın bakışın
Göyündürdü özümü.

Çok tılısım bağlamış,
Çözenler hep ağlamış;
İçini görsem dersin,
Gözönüne çıkar dış.

O hal ettiriyor ah,
Nurdur, görünür siyah;
Nakşını kendi yapmış,
Ham görse eder ikrah.

O ehil olmayınca,
Bu hâli bulmayınca;
Bu tohum kolay bitmez
Toprakta kalmayınca.

Kalsa çıkar meydana,
Hizmet edilir ona;
Ne söylense yakışır,
Toprak olan insana.

Toprak ol, seni unut,
Hallolmaya sen yüz tut;
Bütün dünyadaki tad,
Hem de kuvvetler mevcut.

Doğurur, verir gıda,
Ayrı değildir Hudâ;
Topraktan gayri yoktur
Kuvvet iki dünyada.

Her varı toprak çeker,
Bilen, toprağı sever;
Hor görülür, sen bakma,
Çıkar topraktan şeker.

Dayanır orada yol,
Anladıysan toprak ol;
Eğer cevher ararsan
Ara, topraklarda bul.

Gözlerini dik yere,
İdrak eyle bir kere;
Toprak hayat vermiştir
Muhammed gibi pîre.

Hayatı tutar eli,
O, her varın evveli;
(Emre) idrak ettin mi,
Nere gitti Develi? (1)

Canı vermiştin ona,
Yürü toprak sonuna;
O, dirilik verirdi
Âşıkların ruhuna.

Okuttu birçok ilim
Duyanı etti salim;
(Emre) Hafız Halil’e
Canı eyledi teslim.


(1) Yeni Yunus Emre’nin üstadı büyük mutasavvıf Hafız Halil Develi. 30.6.1946