Yürü Dilber, yürü, yolundan şaşma,

Kaldır bu yılanı, kaldır,
Bize vücud ne lâzım…

Yürü Dilber, yürü, yolundan şaşma,
Yollar diken olmuş gör de dolaşma,
Dört yan karanlıktır, sakın karışma,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Âşık yürür iken pâk olmayınca,
Bütün arzu, emel hâk olmayınca,
Gidenin yakası çâk olmayınca,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Sakın malına, canına güvenme,
Miras kalan imanına güvenme,
Tarif olan erkânına güvenme,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Sen sakın güvenme ilmim var diye,
Yüzüme gülüyor nazlı yar, diye,
Yanına sokulma gel kurtar! diye,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Burada yok oldu nice bin başlar,
Geçerken tek kaldı birçok yoldaşlar,
Kanadı var iken uçamaz kuşlar,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Buradan can yürür, kalır iskelet,
İskeletten geçsen, eylerler himmet,
Sakın bu cana sen eyleme minnet,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Yılan da soyunur burda kavını,
Sakın sen geçirme ömrün tavını,
Yüzüne vurdur sen aşkın çavını,
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.

Yanan duman çıkmış, sanki bir direk…
Her zerresi olmuş semada melek;
(Emre) sen bu yoldan yürü de görek.
Hâlik hoşlanmadan burdan geçilmez.