İndir (.doc)
Memleketim Adana;
Lâyıktır bu Sultana;
Meyvaları doludur,
Yeter iki cihana.

Gayet bol sebze biter,
Bütün cihana yeter;
Gülleri gayet çoktur,
Dalında bülbül öter.

Her yanında bahçalar... (1)
Bülbüller nağme çalar;
Bülbülleri görenler,
Seyreder, zevka dalar.

Yolları gayet geniş,
Fakirlere çoktur iş...
Zamanları gelince,
Çok olur geliş gidiş.

Gayet çok biter koza, (2)
Belenir nurdan toza;
Hep köyleri garkolmuş,
Erken öten horoza.

Horozu öter erken,
Bu beldedir görüken; (3)
(Emre) hayat buluyor,
Meyvaları yer iken.

Medhettik Adanayı,
Mahsulü gayet iyi;
Candan meftun ediyor
Semada doğan ayı.

Adana'dır medh olan,
Meftun oluyor bulan;
Eğer görmek istersen,
Sen dört yanını dolan.

Burada çok ticaret,
Mahsulü çoktur gayet;
Tâ ezelden eylemiş
Tanrı bize inayet.

Güzeldir bu memleket,
Seviyor cumhuriyet;
Bütün Türkleri besler,
Bol yağar ise rahmet.

Bu beldeye düşmez kar,
Her daim yağmur yağar;
Bu işe karışmayın,
Mahsule yağmur yarar.

(Emre) burada olmuş,
Kendini burda bulmuş,
Bir kâmile çatınca,
Ölmüş, nura boğulmuş.

Öğülmüştür bu belde,
Eşi yoktur bir ilde;
Bütün cihanı gezdim,
Söyleniyor her dilde.

Yaşa bu belde, yaşa
Büyük nâma ulaşa;
Düşman eğer yan baksa,
Hazır olun savaşa.

Mevlâm, bize kuvvet ver,
Çün (4) uyandık bizler er, (5)
Erleri gayet cesur,
Sınırları çevirir.

İsmet oturmuş başa,
Hacet yoktur savaşa;
Onun büyük ilmine
Bilgi yoktur ulaşa.

(Emre) onu çok sever,
Her daim dilde öğer;
Mâbud, sana yalvaram,
O dahîye kuvvet ver.


(1) Bahça = halk, bahçeye bahça der.
(2) Koza = pamuk kozası.
(3) Görükmek = gözükmek.
(4) Çün = çünkü.
(5) Er = erken.

15.9.1942