İndir (.doc)

Emre - Develoğlu Hâfız Halil Efendi, ne kadar taş atardı çok yiyene, tamaha...

Celâl çalım - Deyi mi?

Emre - De bakalım.

Celâl çalım - "Ben neyim biliyor musunuz?" derdi.  Biz de, "Evet efendim!" derdik. "Yook, bildiğiniz gibi değil. Ben bilmem ne fabrikasıyım, bütün ondan yaparım, ama siz böyle değilsiniz, hâşâ!" derdi.

Emre - Kime derdi?

Celâl çalım - Bana derdi.

Emre - Niye?

Celâl çalım - çok yerdim. Sabahleyin evvelâ bir kahve. Sonra süt pişer, çay pişerdi. Ayaklı kadehlerin beş tanesini sıraya dizerdim, hepsini çayla doldururlardı. 300 gr. ağırlığında bir "parç"a (büyük bakır tas) yarım kilo pekmez korlardı. Ondan iki parç pekmez içerdim. dört beş okka süt alırlardı kaynatırlardı ben yatarken. O südün kaymağını alır, içine şeker kor, onu yarım somunla yerdim. Somun, bir okka 25 dirhemdi. Emine Abla elli dirhem şeker atardı sütün içine, kuşlukta da bir tandır ekmeği ile onu yerdim.

Emre - İyi ki alt taraf kapalı değilmiş... çok yemek, hakîkaten iyi değil. Akşama kadar on okka yerdin değil mi?

Celâl çalım - Kur'a muayenesinde 97 kg. gelmiştim.