İndir (.doc)

Emre - Hz. Muhammed birgün, cübbesini eline almış fırıldak gibi dönmüş, yâni oynamış. Ebû Hüreyre: İyi oynadın yâ Resûlallah! diyor. Hz. Muhammed: Bu, oyun değil, cezbedir, diyor.

Bize kadın oynatıyor, diyorlar. Hâşâ! Bu fiil, bizim gençliğimizde bile aklımızdan geçmedi.

Emre - Şuur. bilgidir. Aklın bir hudûdu var: Bilgisi. âllahın bilgisi ise, her şeyi bilir. Onun hudûdu yoktur. Bizimki "Akl-ı cüz". Onunki "Akl-ı Küll". Akl-ı cüz, Akl-ı Küll'de garkolursa, bu hâl, orada gark olmıyan Akl-ı cüz'ler için delilik gibi görülür. çocuklar bizim hâlimizi beğenir mi? Onlar, mangala kâğıt atar, yaramazlık ederler, ondanhoşlanırlar. Dur! desen kızarlar. Akl-ı cüz çocuktur. Akl-ı Küll'e düşen oradan aldığı lezzeti bırakıp da dönmek istemez bir  daha Akl-ı cüz'lüğe. âlemi Fark, onlar için ölülüktür. öyle adamlar, dâimî bir cezbe hâlindedirler. Kendilerine gelemezler ki zâhirî namazı kılsınlar. Onların namazı, îmâ namazıdır. Onlar sevgililerini her yerde görüyorlar. Eğilip kalkmak, onları sevgililerinden ayırır. Onlar yerken, içerken, gezerken, hep o hâldedirler. Bir damburanın telini iyice gersen, üstüne bir sinek bile konsa, yine dın! eder. Yâni, Allahtan başka her şey, onları o istiğrak hâlinden çıkarır. Bir âyet var: "Siz sarhoşken namaza yaklaşmayın" diyor. Bunların meyhânesi kalbleri, kadehleri ise gözleridir. Gözleriyle içerler Aşk şarâbını bunlar. Böyle bir adam, cezbe hâlinde câmiye giderse, ehl-i zâhirin namazını bozmaz mı? Onun için onlara: "Namaza yaklaşmayın sarhoşken" demiş. Her şey yerli yerince hak: Onların kılması da, mutasavvıfların kılmaması da... Şöyle bir düşünelim: Hz. Muhammed, Allahı bu namazla mı buldu? Hâyır! Demek, başka bir namaz daha var. Dış namaz çok hoş bir şey ama, bu vücut için...

- Cezbede olanın aklından yemek-içmek geçer mi?

Emre - Hiç geçer mi? Nasıl geçsin...

- Kendine gelince, tekrâr furûzât lâzım değil mi?

Emre - Ateşe iplik bulunur mu? Demir, ateş oldu. Fakat demirin ne zaman ateş olacağı belli değil. İbâdet ederken ateş olursa, ibâdeti yarıda mı kalsın?

Allahın sözleri, insanların ağzından çıkar. Kur'ân bir insan olan Hz. Muhammed'in ağzından çıkmadı mı? Kur'ânı bir hristiyan okusa, Kur'ân Allah Kelâmlığından çıkar mı? Kelâm aynı kelâm. Ama iş, bu Kelâmın kavranılmasında ve tecellîsini görmede. Küfür o zaman kalmaz. Yoksa, bunları konuşmak, bu mevzûları düşünmek küfür değildir. Mevlânâ ne diyor: "Küfür zannettiğimiz şeylerin gerçek îmân, imân zannettiklerimizin de küfür olduğu anlaşılmadıkça, Allahın hiçbir kulu hakîkî Müslüman olamıyacaktır." Mevlânâ'nın bu sözünü Ehl-i şerîat anlıyabilir mi? Kabûl edebilir mi? "Dünyâda Kur'ân, âhirette îmân istiyen kimseye, bizim hâlimiz küfür gelmiyor mu? Demek ki, Mevlânanın sözüne göre, onların îmânı, "küfür" olarak kabûl ettikleri bizim hâlimize gelmedikçe, hakîkî îmân olamaz, kendileri de hakîki Müslüman olamazlar.

(Mansûrun îdam fetvâsından bahsedilince)

Emre - Ne yapsın, kendi irâdesiyle söylemiyor ki... "Enel-Hak" (Ben Hakkım) sırrı ondan zuhûr edecek. O bir vâsıta. Şu dîvan sahibi mutasavvıf şâirlerin hangisi "Enel-Hak!" dememiş ki? Seyyid Seyfullah:

            Benim Hâmid, benim Mahmûd, benim Sâcid, benim Mescûd

            Benim Şâhid, benim Meşhûd, benim Mâbûd, benim Sübhân

diyor. "Benim Mâbud! Benim Sübhan!" diyen Seyyid Seyfullah mı? Onun ağzı, dili, gözü Allaha satılmıştır. Söyleyen Allahtır. Hâşâ! Kul Allah olamaz. Allah her şeye kaadirdir. Yâni, Allah kul olur ama, kul Allah olamaz. Kulda hiçbir kudret yoktur. Allah kulunu istilâ edince, "Leminel- Mülk-ül- yevm? = Bugün (şimdi) mülk kimin?" diye sorar ve kendini yoğa çıkarmış, yok olmuş o kulunun dilinden, yine kendisi cevap verir: "Lillâhil- Vâhid-il Kahhâr = Tek ve kahredici Allahındır."  Mansûrun ağzından da Allah "Enel-Hak" demiştir. Mansur bu sözü, elinde olmadan, câmide, namazda söyleseydi, cemâatın namazı bozulmazmıydı?

Pekî, biz niçin bu hâllerden mahrûm olalım? Niçin hayvanlar gibi yaşıyalım? Ama, önümüzde bir Allah dalgası var ki, seyret sen... Eski şeyler, eski devir bitti artık. Medreseler yıkıldı, yâni oradaki dar zihniyet yıkıldı. Her şeyi yapan Allah değil mi? Medreseleri yapan da O, yıkan da. Elli sene sonra, yobazlık, softalık kalır mı? Din gittikçe büyüyor. Softalarsa, din kaybolur zannediyorlar. Kaybolan, kendileri halbuki.

Muhammed niye namaz kıldı? diyenlere, aynı suâli sormalı: Muhammed niye namaz kıldı?