İndir (.doc)
Eğer sen olmasaydın, olmazdı iki cihan,
Onun için ey Dilber, dururum sana dîvan,
Yüzün âşikâr olsa, tutulur bütün lisan,
Gözümün önündesin, çünkü sana merbûtum.

Hiç senden ayrılamam, şûlen beni dağladı,
Dimağımdan gider mi o bakışıyın tadı? (1)
Mahmurluğuyun ipi, beni sana bağladı, (2)
Başka neyi severim, sensin benim Mâbûdum.

Herkes bir hâle tapar, onlara görünmedin,
Ben sadânı duyunca, emroldu bana bu din,
Yürür, ederim tavaf, şükür, bana: gel! dedin,
Unuttum her varlığı, sensin benim Maksûdum.

Dilinden akan sözler: âbıhayat çeşmesi,
Cibrîl'e hâcet yoktur, senden çıkıyor sesi,
Senden sana açıldı, bütün gaflet perdesi,
Dâim seyrân ederim, sensin benim Meşhûdum.

Yaklaşmaz bana ölüm: bu beden benim değil,
Can sana kurbân oldu, misâl oldu İsmail,
Sana teslim olunca, koç getirdi Cebrâil
Kurban gönderdin bana, onun için mes'ûdum.

Babam Kâbe'yi yaptı, taşı aldı dünyâdan,
Ben geldim, (Gönül), yaptım, kapısı: bütün insan,
Yıkılıp koyup gitmez, diri, hiç ölmez bir can;
Ölüye secde olmaz, (Diri)yedir sücûdum,

Bana farzdır (Muhabbet), ona doğrudur yönüm,
(Emre)ye emir oldu, (Yâr) iledir her günüm,
Gözüm: (Hacerül'esved), yakın eden dürbünüm,
Yüreğimin içinde siper eder vücûdum.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:13.30


(1) Senin bakışının.
(2) Senin mahmurluğunun.

2.12.1952