İndir (.doc)
Aşağıdaki doğuş, Emre, kızının evinde yere serilen bir yatağa, dinlenmek üzere uzandığı sırada doğmuştur. Şerîat hükümlerine göre erkeklerin mezarı, kazanın beline kadar kazılır. Kadınların vücûdu daha etli olduğu için, tefessühten çıkan koku yeryüzüne sızmasın diye daha derin, yani mezarcının göğsüne kadar kazılır. Doğuştaki (belden aşağıdır son yatağımız) mısraı, erkek mezarının derinliğine işarettir:

Belden aşağıdır, son yatağımız,
Ordan alınmıştır, çün toprağımız;
Üstümüz örtülür, dönüp göremek, (1)
Yukarıda kalır, mal ve bağımız.

Yalan söylemiştir, benim! diyenler,
İpek, kutnu kumaş, dikip giyenler,
Ne kadar aldanmış, her gelen beşer,
Nereye gitmiştir, türlü yiyenler?

Gaflet gömleğidir, bu fânî dünya,
Gelenin gözüne, sürüyor boya;
Nereye gidiyor mal, mülk sâhibi?
Sanki yaşamışlar, hep doya doya.

Yarabbî, bu insan, ne kadar gaafil...
Sâhibi bellisiz: kimsenin değil;
Her ne kadar ilim, öğrensek burda,
Koyup gider iken, gönderir câhil.

Neye sâhibolsan, giderken iflaz, (2)
Dünya iknâ' etmez, edenğ îtiraz; (3)
Gülerek yüzüne, seni aldatır,
Bilmiyen zanneder: alırım muraz.

Gözleri doyurur, bir avuç toprak,
İbretle bakmıyan, ne kadar ahmak...
Uyan, üstündesin, sen bu Küre'nin,
Ayaklar altında, sihirbaz alçak.

Ne kadar olsan da, ilimde mâruf,
Giderken, vermezler, sana bir huruf;
Senin değil sîmâ, o da dünyanın:
Nereler gitti; Hazreti Yûsuf?

Sen Fânîsin bâkî, seni Yaradan;
Bu sırrı bilmiyen, sanki bir hayvan;
Sevme (Emre)! sakın uykuda kalma,
Seni de hazmeder, anla da uyan.

Zapteden: Vasfiye Değirmenci
Saat:23


(1) Göremek = Göremeyiz.
(2) (İflas)ın halk söyleyişi.
(3) Edenğ = Edersin.

21.11.1952