İndir (.doc)

Emre - Allah, sözünü kimden söyler? İnsandan söylemez mi? (âmâk-ı Hayâl), nutk-eden İnsân-ı Kâmili Elif harfine benzetiyor. Sükût ederse, kendikendine nokta oluyor. İnsan ağzındandır Allahın nutku.

S - Allah Ali imiş, Muhammedi söyletiyormuş, diyenler var.

Emre - Böyle olunca, ikilik oldu. Bunları tevhîd edelim. Ali deyince şekil var, Allah deyince şekil yok. Gözümüzden, başka bir göz açılınca, Allahın şeklini de görürüz ya... Kendisini görmediğimiz meyvanın şekli gözümüzün önüne gelir mi? Sıfatlarından haberimiz yok, Zâtını hiç bilmeyiz.

İsimli kudretin ne kıymeti var... İsimden çok ne var... Ahmet olmazsa ali, Ali olmazsa Veli, Veli olmazsa Artin. İsimlenince ?sıfattır. Zât, her şeyi muhittir. İsim de bir bağdır. tek bir bağ. Zât, hiçbir şeyin zıddı değildir, çünkü tevhiddir. Kesrette zevk yoktur. Kesrette, başlarız kendimizi mahlûkattan ayırmaya. öyle olunca da başlar azap. Biz aklımızla, o Muhît Kudreti küçültüyoruz. Ali diye isimlendirince. O Kudret, her şeyle berâber. Ali olunca, "Rabbül'âlemîn" olmaz , küçülür. Ona hudut çiziyoruz, (o hududun içinde) biz seyrediyoruz O'nu. Zevk, hudut tanımaz.

"Ali!" diyenin ahlâkı ona uyuyorsa ondan, uymuyorsa ondan değil. İsimlendirdin mi (Allah), o devir için olmuş olur, küçültürüz Onu. Şimdi Ali yokmu? Elbette var. Eğer yoksa, demek ki biz insanlar, şimdi öksüz mü kaldık? Onun için O varlığı muhîtleştirmeliyiz. Ali- Allah- Muhammed, çerçeveye sığmaz. Biz onu çerçeveye sokmaya çalışıyoruz. Hâli tecellî etmedikçe, insan, O Varlıktan istifâde edemez. Sonra istifade eder: Tefekkür başlar. Sormayan, anlamayan, taş gibidir. Taşın hareketi de, onu atal elin hareketine tâbîdir.

S - çocukları ama seversin...

Emre - Amma her çocuğu. Torun morun diye ayırmaz.