İndir (.doc)
Deblek (1) olsa çalardık,
Aşk zevkine dalardık; (2)
Eğer biz âşık olsak
Canı Dosta salardık.

Kim oldu Hakka âşık,
Canı kanla karışık...
Kimsenin görmediği,
Âşıklarla barışık.

Eğer oldu isen sak, (3)
Anla, bu canı bırak.
İyi bil ki bizlerden
Zevki eyliyen hep Hak.

Bizlerden söyliyen Hak,
İnanmayanlar ahmak;
Canım, sen bilirsin ya,
Niçin edersin merak.

Âşıkları sen yaktın,
Dumanlara bıraktın,
Bizler böyle yanarken
Cânân, sen nasıl baktın?

Gözlerim oldu ırmak,
Çok zordur Dosta varmak;
O ile (4) varmak için
Lâzımdır çok yalvarmak.

Yandık Allahım, yandık,
Diye diye usandık:
Bu cevheri saklamış
Etten yapılan sandık.

Biz olduk Hakka âşık,
Bu hallere alışık,
Biz kendi kanımızı
İçeriz kaşık kaşık.

Nefsimize kakıdık, (5)
Âdem ilmi okuduk;
O ilmi öğrenince
Sudan çuval dokuduk.

Sen Yâr'a gönlünü tak,
Kendi vârını bırak.
Çalış sen erken yürü,
Vallah, bu yol pek ırak. (6)

Bizim burda âşık çok,
Hiç cihanda misli yok;
Sen âşıklara katıl,
Vücudunu eyle yok.

O Dostun yüzleri ak,
Her daim yüzüne bak;
Kimler onu görürse
Olurlar kara toprak.

Yanıyorum, bana bak...
Sen seni elden bırak.
Dâr altında dururum,
İpini boynuma tak.

Bu yolda var çok tuzak,
Sensin can kurtaracak;
Âşıka kapını aç,
Evden içeri bırak.

Biz tariften usandık,
Ateşlerinde yandık;
"Her şey Haktan.." diyene
Muhiddin dedi: zındık!

Bir gün açılır sandık,
Biz tariften usandık...
Verdiğin o şarabı
Biz aldık, içtik, kandık.

Çözüldü bizden tuzak,
Yürü, Dost yüzüne bak;
(Emre) Dostu görünce
Kara yüzü oldu ak.


(1) Bir nevi darbukaya Adana'da "deblek" derler.
(2) Bu doğuşun da kafiye orijinalliği vardır
(3) Sak olmak = uyanık, müteyakkız olmak, tetikte durmak.
(4) İl = memleket,
(5) Kakımak = kızmak.
(6) Irak = uzak.