İndir (.doc)

Emre - Ne âleme düştük... Görmesi zor, görünmesi zor, anlatması zor, anlaması zor. Her insanın, kendine göre ayıkma tarzı var.

İnsanın fotoğrafı makineyle alınıyor, sözünki de kalemle. Kur'ân da Kelâmullâhın fotoğrafıdır. Nasıl fotoğraf, insanın kendisi değilse, kalemin yazdığı da Kelâmullâhın aslı değildir. Kelâmı anladıktan sonra hurûfat canlanır. Allah, asıl Kur'ânı, yâni Furkânı canlı olarak yazmış, yazdığının içine girmiştir. Bunu böyle anlayınca, zevk gittikçe artar. Hâfız mekteplerindeki çocuklar, hâfızlar, Kur'ânı anlıyorlar mı? Halbuki Allah, "Ben size Kur'ânı, anlıyasınız diye gönderdim" diyor. Onlar canlı Kur'ânı görseler, gözleri kamaşır, bakamazlar.

Arapça yazılı Kur'ânı anlıyamayız ama, içimizde bir anlıyan var. Ben, murâbıt ölüp dinlersem, cızt! cızt! diye içimde bir ışık yanar. Halbuki türkçe Kur'ân da var, onu okuyalım. Fakat anlıyamadığımız yerler olunca soracak biri lâzım, işte o adamı bulmalı.

(Celâl çalımların bağında Hanım Bacı "Celâl çalımın hanımı" anlattı: Nene Vasfiye değirmenci, haytalı (bicibici) yapmış, öğle vaktı, "Efendi! Efendi! gel de bu haytalıdan ye!" diye bağırmış)

Emre - Sizin ağzınızla ben de yedim. İş mühimdi: Hamamlık ve helâ yapıyorduk.

"Kur'ân canlanmayınca, insan Kur'ândan istifâde edemez!" dedik Yusuf Hocaya. "Senin gözün, sâdece Zap suyunun yazısını görüyor. çünkü aklın onu arıyor. Halbuki, aynı mecmuada tasavvufa dâir yazılar da var. Kur'ânı okuyup, elimizi yüzümüze çalmak mı iyidir, yoksa ondaki derin mânâları anlamağa çalışmak? Allah: "Ben Kur'anı size, anlıyasınız, bilesiniz diye gönderdim" demiyor mu? biliyor muyuz peki? O halde neye yaradı?

O, bütün sıfatları, yâni herşeyi ve herkesi muhittir. Onun âyetleri dürülüp bükülmez. Hakîkat görüşüyle bakacak olursak, Kur'ân bile küfürdür. çünkü Allahın gerçek âyetleri, kâğıt üstünde değildir. O âyetlerin hurûfâtı canlıdır. âşıklar Kur'ânı, "Canlı Kur'ân"dan okurlar. Onlar, "Ve nefahtü" den yâni kelâmdan gıdâ alırlar, ala ala da birden dirilirler.

"Dürülmez, bükülmez, harfleri diri":Canlı Kur'ânın diri kelâmı dürülür bükülür mü?.. Görgü, duygu bükülür mü? çünkü nurdandır. Akıl, yazılı Kur'ânı 1368 sene geride görmeğe alışmış. Söyleyen Kur'ân ise, her vakıt önümüzdedir. çünkü rehberimizdir. Bu Kur'ânın satırları nurdandır, kabı da insan derisidir. O canlı Kur'ânı gönlünde taşıyan dostlarımız var ki, hakîkî insan bunlardır.

Bu canlı Kur'ân, "Zümrüdüankaa" imiş. Söylüyor zâten: Kafesi de insan cismi, insan bedeni. Mâdem Ankaanın ismi var, mutlakaa cismi de vardır. Bu hakîkatı herkes hazmedemiyeceği için, Zümrüdüankaa" filân demişler.