İndir (.doc)
Dünya gibi dönmez, mekânımız var,
İçinde oturan, Rahmânımız var,
Diridir, ölmiyen, bir canımız var,
Aklı unuttuysak, (İrfan)ımız var.

(Sahrâ-yı Cünûn)dan geçti yolumuz,
Nefisle bu akıl, oldu kulumuz,
Arş ile Rahmâna, yetti kolumuz,
Bilmek istiyene, ihsânımız var.

Bilgimiz ummandır, değiliz meczup,
Arzû ve emele, olmayız mağlûp,
Yok olup vârolmak, bizlere matlup,
Bu sırrı bildirir, Kur'ânımız var.

Dürülmez, bükülmez, harfleri diri,
Dâimâ öndedir, kalmaz hiç geri,
Satırları nurdan, kabı da deri,
Hıfzedip okuyan, (İnsan)ımız var.

Gözden göze çıkıp, kokar nefesi,
(Zümrüdüanka)dır, beden: kafesi,
Kendi zor görülür, duyulur sesi,
Bizden bize, bizi, seyrânımız var.

Derler: mekânıdır, onun, (Kaf Dağı),
Yâkut, zümrüt taşır, dâim parmağı,
Süleymâna söyler, iki dudağı,
Her dâim konuşur, Sultânımız var.

Sadâsı çıkanın, dilini bilir, (1)
Bütün canlı mahlûk, ona eğilir,
Seven kâfir olsa, kalbine gelir,
Mekânı gönüldür, îmânımız var.

Engin, yüksek söyler, dâimâ (Emre)
Aklı gaaibetti, hep göre göre,
Ne etsin göstersin, anadan köre?
Mevlâ emîn etsin, Şeytanımız var.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:15.40


(1) Sesi çıkan bütün mahlûkatın dilinden anlar.

14.11.1952