İndir (.doc)
Kimden kime etsem, acep şikâyet...
Bilmem ki eder mi, dönüp, hidâyet?
Bu gamı alıp da, tekrar, yerine
Yerleştirecek mi, lûtf u inâyet?

Nerelere dönsem, çıkar karşıma,
Yağmur gibi yağar, bu gam, başıma;
Bir dem gelir, bana, çok ağır olur,
Arkasından, tekrar, gider hoşuma.

Aşk ile hicrânın, unutmaz beni,
Kalbime saplanır, uyutmaz beni;
Pençesine alır, dâim didikler,
Bir dem bırakır, da, hiç tutmaz beni.

Bildim: sevdiğinden, etti eğlence,
Vaktı gündüz etti, kalmadı gece;
Eğer nazarından, kaçayım dersem,
Bütün zerresinden, atıyor pençe.

Bu hâl ezelîden, olmuştur kısmet,
Kaçayım der isem, her yan olur sed;
Kendinden gayriyi, seveyim dersem,
Belâya gark eder, bilirim: haset.

Gönlümde dururken, bırakır gider,
Kendinin yerine, doldurur keder;
Hiç akla gelmedik, cezâları var,
Kimselere etmez, hep bana eder.

Dönüp: (Benden) diyor, (hayır ile şer);
(Mekir benden!) diyor, işte bu mahşer;
Eğer bir dakika, güldürür ise,
Dönüp, ağlamaktan, gözlerim şişer.

Kendini sevene, haram bu dünya,
Hûri, gılman, cennet, bir siyah boya...
(Emre) anlayınca, bütün esrârı,
İlik ile kanı, benzedi suya.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:10.30




26.9.1952