İndir (.doc)
Yâr aklıma düşse, bu gözüm ağlar,
Yüzünü görmezsem, hem özüm ağlar;
Ateşten gömlektir, hasret acısı...
Siper eyliyemem, bu sözüm ağlar.

Eğer kavuşmasam, tutamam karar,
İçerim kan ağlar, gözlerim arar;
Aşkın kıvılcımı, kime değerse,
Yanar baştanbaşa, eylemez zarar.

Hâlini bildirmek, olur mu imkân...
Böyle kurulmuştur, ezelden, erkân;
Her tarafı gezmiş; âşık başına,
Dertler ile bu gam, kurmuştur mekân.

Onun dimağında, kurar saltanat,
Beyin boşluğunda, oynatırlar at;
Kimseler gezemez, âşıktan başka:
(Sırâtı Müstakîm) dedikleri hat.

O yolun bir ucu, bitişik (Arş)a,
Arş, benzemiyor mu, ateşli başa?
Bilenler gidiyor, aslına doğru,
Elele vererek, hep koşa koşa.

Yetişen gönüller, oluyor tenvir,
(Emre)! sen yönünü, oraya çevir;
Ezelden söylenmiş, âdeti budur:
(Dost)a kavuşana, hep derler: kâfir!

Bir ayna tutulsa, eğer güneşe,
Işığını verir, yatan bir leşe;
Kim bakarsa, kendi, yüzünü görür,
Kâfirler gam tutar, mü'minler neş'e.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:7.18




19.7.1952