İndir (.doc)
Âşık, gördü Âdem'i
Zornan buldu bu demi;
Âşıkları kaldırdı
Nuh'a verilen gemi.

Bende buldum Âdem'i,
Bildim, vücuttur gemi;
Ben beni seyredince
Terketmedim bu demi.

Tarif etti Muhammet...
Doyurmaz bizi cennet;
Hak yüzünü görenler
O eve etmez minnet.

Dostu gördü Muhammet,
Ona göründü cennet;
Eğer biz âşık isek
Halleri bize ibret.

Odur büyük kardaşım,
Ona bağlıdır başım;
Acı acı yollarda
Muhammettir yoldaşım.

Bağrına taş bağlardı,
Yüreğini dağlardı;
Dost yüzünü görmezse
Gözleri kan ağlardı.

Budur Hakkın esrarı,
Hep âşıkların kârı;
Muhammet bu yollarda
Sarfetti bütün vârı.

Nur oldu Hırâ dağı,
Dünya olmuştu ağı;
Bütün bülbüle kesti (1)
Aşıkın gönül bağı.

Oranın adı Hırâ,
Orda âşık yalvara...
Canını feda eden
Hiç bakar mı zarara...

Haramdır bize cihan,
Hem de şöhret ile şan.
Müminlere söyledi
Muhammet gibi sultan.

Vuruldum ben Âdeme
Nefsi bağladım geme,
Yetiştim ben kelâmı
Kulaktan eme eme.

Nuha yaptırdık gemi;
Ona verdik merhemi;
Kavmine tufan verdik
Tâbi eyledik yemi (2)

Gemi verdik biz Nuh'a,
Derlerdi ona: Yuha!
Sen gemiye sahip ol,
Her yanların sudur ha!

Nuh bize yaptı gemi.
Cânân sürdü merhemi;
Nefsimi ben at ettim,
Ağzına vurdum gemi.

Nuh size yaptı gemi,
Aşktır onun merhemi;
Dünyalar ateş olsa
Sen kaçırma bu demi.

Bildiğimi yazamam,
Dille mezar kazamam;
Muhammet sıtreylemiş, (3)
Ben söyleyip bozamam

Bizi buldu o İdris,
Yüzlerinden gitti is;
Döve döve okuttuk,
Biz olmuştuk müderris.

Bizi seyretti Salih,
Ona gösterdi talih;
Ne yapalım, nidelim.
Yine edelim medih.

Bizi buldu İbrahim,
Yakmadı onu Rahîm.
Ateşi cevher etti,
O güzel Pâdişahım.

Ateş idi İbrahim,
Acep onu yaktı kim?
O ateşe düşünce
Cânan ona etti im (4)

Yandım, oldum İbrahim,
Kapıyı açtı âhım.
O Cânân bize dedi:
Âşıka doğru râhım (5)

Burda yandı İbrahim,
Böyle emretti Rahîm;
Âşıklar ateşini
Gülüstan eyle Şâhım!

Rastgelince İsmail,
Kurbana oldu kail;
Cebrail onu gördü,
Gözüne oldu mâil.

Sonra rastgeldi İshak,,
Ârif isen ona bak.
Nerde kâmil görürsen
Sen gönlünü ona tak.

Yâkub çok ağladı bak,
Sen gönlünü ona tak;
Yusuf'a kavuşunca
Gözlerini açtı Hak.

Yusuf amma güzeldir...
Gör, aklını düzeltir;
Onunla bizi tutan,
Siz seyredin, bir eldir.

Biz de gördük Mûsa'yı,
Elindeki asâyı;

Peygamberi gören göz,
Dünyada saymaz sayı.

Çıkmıştı Mûsâ, Tûr'a
Hızırdan sora sora;
Dost yüzünü seyreden
Hançeri cana vura.

İsâ çıkmıştı göğe,
Nefsini döve döve;
İsa yüzünü gören
Hep âşıklara öve.

Bu yolda olmalı mert,
Bize baştır Muhammet;
Dünya seni almasın, (6)
Seni kaplasın zillet.

Geçek, bu candan geçek, (7)
Burda lâzımdır emek;
Muhammet çok çekmiştir,
Âşık isen sen de çek.

Âşık isen sen asıl,
Yat, ayaklara basıl;
Topraklara karışan
Sonunda olur asîl.

Diyeyim, sen bir iş et:
Öl de Dost iline git.
Bu yolda ölenlere
Muhammet dedi şehit.

Âşıksan can İsmail,
Sen ölüme ol kail
Yüzünü görenler hep
Mânîde olur mail.

Ben bu hale razıyım,
Nefs öldürmüş gaziyim.
(Emre)yi kimse görmez,
Âşıklar murazıyım. (8)

Yönümü döndüm Dosta
Bıçağı çaldı posta;
Bize Dostu gösterdi
Halîl gibi bir usta.

Teslim olduk Halîl'e,
Bu sözler geldi dile;
Yanmağa razı olduk,
Bizi götürdü bile. (9)

Biz gideriz inşallah,
Seyrederiz maşallah.
Dost yüzünü gösterdi,
Halîl gibi Şehinşah.

Bize bildirdi Halil
Nasıl deyim, böyle bil...
(Emre), inkâr eyleme,
Gözlerin olur alil...


(1) Bülbüle kesmek = bülbülle dolmak.
(2) Yem = Deniz.
(3) Sıtreylemek, setreylemek = örtmek.
(4) İm = İşaret.
(5) Râh = yol.
(6) Dünya seni alt etmesin, istilâ etmesin.
(7) Geçek = geçelim.
(8) Muraz = murad.
(9) Bile = beraber.