İndir (.doc)
Seni seveliden, bu tatlı canım,
Her dâim devreden, içinde kanım,
Güvenip durduğum, iki cihânım,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Cennet ile hûri, hem dahî melek,
Aklım yetmez idi, ederdim dilek;
İçinde durduğum devreden felek,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Etrâfımda gezen, kavimle kardeş,
Bedenimde yanan, bu tatlı ateş,
Dünyâyı ışıtan ay ile güneş,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Yirmisekiz nebî, dörtyüz peygamber,
Aldıkları kadar, verdiler haber;
İsrâfil, Mîkâil, Cibrîl berâber,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Gece ile gündüz, ederdim avaz,
Halîl'in yaptığı, dört duvar Hicaz,
Akıllar ermedik dâimî namaz,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Semâya çıkardı, feryatla âhım,
Karanlık bilmiyen ışık, sabâhım,
Gel! emrini veren benim Allahım!
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Ölümler bilmiyen mânâlı hayat,
Her dînin gömleği, tatlı şerîat,
Peygamber dilinden, Mezâmîr, âyât,
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Ondan emir aldım: (Sen senden kurtul)!
(Yokluk) imiş, anca, Yaradana yol;
Bir avuç topraktır, benim gibi kul;
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Ellidokuz yıllık, (İsmâil Emre),
Hiç aklı yetmiyor, bu âlem nere?
Boynunu eğmiştir, verilen emre;
Seni seveliden, çıktı gözümden.

Zapteden: Fikri Emre
Namrun, Saat:13.55




14.7.1958