İndir (.doc)
Sevdâ dertlerinin, olmaz devâsı,
Ne ilâcı vardır, ne de duâsı;
Dünyâ arzûları, bulamaz çâre,
Ayrılır âşıkın, dâim Mevlâsı.

Öyle bir kurddur ki, giriyor kalbe,
Benzemez bir derde, dîne, mezhebe;
Bu hâli bilmiyen, eder nasîhat,
Aşka tutulanda, olur mu tövbe?

Onlar kabûl ede., böyle günâhı,
Cennete değişir, Güzel Allahı;
Bu bir sır sandığı, dâim kapalı,
Âşıklarda olur, gizli miftâhı.

Mevlâ kapamıştır, âşıklar açar,
O ilmi bilenler, değildir nâçâr;
Tamunun ateşi, katran kazanı,
Mâşûkun yüzünü, görürse, kaçar.

Âşıklara, olmaz, Sırat köprüsü,
Âşık için yoktur, hicap örtüsü;
Etten, tenden, kandan, insan yüzünden
Nakkaaş-ı âlemin, olmuştur süsü.

Görmek ister isen, böyle yan da gör,
Âşıkın sözüne, gel inan da gör;
Methedilen Dilber, dâim âşikâr,
Yabanda arama, bu insanda gör.

Kolay kolay olmaz, sırr-ı mutlaktır
Âşıkın sözleri, her dâim haktır;
Tefekkür etmeyen, mutlakaa gaafil,
Dünyâ hammalıdır, hem de ahmaktır.

Zıyâsını vermiş, güneşe, aya,
Tezyîn eylemiştir, gördüğün boya;
(Emre)! senin hâlin, taksîm-edildi,
Sâde buna değil, bütün dünyâya.

Zapteden: N. Kayalıyük, Aziz Kutlular.
Saat:16.30




10.1.1958