İndir (.doc)

Emre - Allah, kendisini arayanla birlikte kendini arayıp duruyor. Allahı arayan kimse, yoluna çıkan her şeyi öldürmeli. Bir de bakar ki, öldürecek olduğu son şey kendisi imiş. Benliğin boğazını sıkarken kafesin kapısını yine kendisi açmış olur. Kendi yok olduktan sonra, arayan da kendi, aranılan da. "Kendisi çıkarsa aradan, kalır kendisini yaradan. Öyle değil mi?

S -Tam öyle Efendim. Söylemedik biz "Erinî", işitmedik "Len-terânî"

Emre - Bir kere "Erinî" ye başladın mı, 70.000  "Erinî" çıkar karşına. "Erinî"nin cevâbı da ancak "Lenterânî"dir. "Erinî" hicaptır zâten, "Len-terânî"si de içinde.

(Birgün evvel gidilen Saimbeyli'den kamyonla dönerken, aşağıdaki Doğuş, Fekeyi geçtikten sonra doğdu.)

            Yürü dilber, yürü, loyun açıktır,

            Seni dâvet eden, sana âşıktır,

            İki kollarını açmış bekliyor,

            Perçemleri seyret, daim açıktır.

 

            Yürürsen, yolların ona varacak,

            Tutup, kucağına seni saracak

            Dikilmiş darâğacı: "İki Dünyâ"dır,

            Elinden tutup da, o kurtaracak.

 

            Başka bir kimseden, sen umma vefâ,

            Eğer kabûl olsan, ettirir sefâ,

            Sana söylemişken, eğer duymazsan,

            Ne eylesin sana bu (Emre), hayfâ!

 

Zapteden: Ekrem Özhatay, Sâlih İnan, Selim Akgül.
4.7.1953  Saat :19.20