İndir (.doc)
Ateşini verdin bana,
Getirdin beni imana;
Sen de beni yok edince
Seni gördüm kana kana.

Âşıklar bakmaz cihana,
Niçin o renge boyana...
Âşıklara gaflet haram,
İmdat et, ondan uyana.

Kimler ki dünyayı diler,
Dünya ona hep diş biler;
Yemek için kasdediyor,
İnsanın yüzüne güler.

Doğru dersem atarlar taş,
Taş atanlar olsun yoldaş;
Âşık, sen bunları çok sev,
Eğer söğerlerse, sarmaş.

Taş atarlarsa (Emre)ye,
Gelen taş Cânâna değe;
(Emre) bu sırrı anladı,
Kim ne derse boyun eğe, (1)

(Emre), sen bunlara yasıl, (2)
Hem her ayaklara basıl,
Eğer Hakka âşık isen,
Mansur gibi dâra asıl.

Kimse bilmez Hakkı, neden?
Odur gelen, hem de giden;
O Dilberimi saklamış
Zâhirde görünen beden.

Kim ki, yüzü aşka döne,
Ona Cânânı görüne;
Aşkı candan sevmiyene,
Dilerim ki, o bürüne.

Aşk dünyayı dar eyledi,
Her görüşü var eyledi;
(Emre)den aşk ayrılınca
Gece, gündüz zar eyledi.


(1) Bu dörtlük, tasavvufun vecîz ve nefis bir ifadesi, bir zübdesidir.
(2) Yasılmak = yaslanmak mânasındadır; lâkin burada "razı olmak" mânasına kullanılmıştır.