İndir (.doc)

Emre - Allahı sevmek kolay değil. İnsan çorunu, çocuğunu, malını-mülkünü sevmeli, fakat, Allahı tercih etmeli.

(Celâl Çalım bir Doğuş okuyordu. "Âşıklar seyreden O'nu doyası" mısrâını okuyunca)

Emre - Şu âşık'ı tarif et bakalım Celâl Efendi.

S - Yok olan şey nasıl târif edilir Efendim...

Emre - Demek, "O gül, durmaz açar, dâimâ kokar" ha?

S - Vallah!

(Celâl Çalım, Ezberden şu Doğuşu okudu):

            Bu "Hâl", bir Deryâ-yı vahdet,

            Hiç dibi bulunmaz, âdet,

            Yüzmesini bilen girer,

            Orda biter her ibâdet.

 

            Tekmîl olur orda vâde,

            Tükenir bütün irâde,

            Âdem derisinden olmuş,

            Namaz kılana, seccâde.

 

            Kılan, olur Hakka yakın,

            Canın varsa, varma sakın...

            Gönül! Eğer kılacaksan,

            Kefeni boynuna takın.

 

            Âşıklara budur namaz,

            Ölür, eylemez îtiraz,

            Orda nice baş kesilir...

            "Nedir?" diye soran olmaz.

 

            Her evlîyâlar, oradan,

            Geçer iken alır ihsan,

            O deryânın daygaları,

            Yaklaşınca, görünür kan.

 

            Dalga çarpar, eder temiz,

            Nasıl edip, girelim biz...

            Muhiddin, Nesîmî, Halil,

            Kenârında gösterir iz.

 

            O izlere ayak basan,

            Nidelim düşünemez can,

            (Emre!) canından geçersen,

            Yüzbin can edilir ihsan.

24.4.1948

 

Emre - Candan mı geçecek, arzû emelden mi?

S - Arzû, emelden.

Emre - Geçmezse?

S - Onlar bizi kemirir, inlete inlete öldürür.

Emre - Yoksa, "Her şeye bakarsan, o takar kanca. Uykudan uyanmak ne kadar zordur...