İndir (.doc)
Âşık olan gözün açar, (1)
Yanar aşkta, olur naçar;
Gözü açık olanlara
O Dost nurlarını saçar.

Âşık isen ateşe var,
Yanar isen, sen etme zâr;
Kabul eyle sen bu sözü,
Bu sözü söyledi o Yâr.

Herkesler hâlini satar,
Uyuyanı gaflet tutar;
Ne kadar tarif eylesek,
Bilmeyenler yere bakar.

Kim ki bu ateşte yanar,
O, sonunda nura banar;
İbrahime dendi bu söz:
Sevgilimi yakma ey nâr!

Ne çare ki engeller var,
Onlar ile gönlümüz dar; (2)
Gönül evi dar olanı,
Onu yakar daima nâr.

Âşık gözlerini yumar,
Acaip görgüler umar;
Açılan gülü görürse
Kokusu burnuna kokar.

Görenin gözleri kanar,
Daima ateşe yanar;
Allahım, dileğim budur:
Âşıkını yakmasın nâr.

Cânân hep sizlere bakar,
Nazarları bize akar,
Cânân yüzünü görenler,
Gönlünü hep ona takar.

Gönül hep Cânâna akar,
Cânânım canımı yakar;
Ben küllere karışınca
Dönüp o küllere bakar.

Âşık gözlerini yumar,
Bilmem ki o neler umar...
Aşk deryasını görünce
Soyunur, deryaya tumar. (3)

Âşıklar uyanık yatar,
Canını ateşe katar,
Büyük denizi görünce
Ortasına canı atar.

Yıkananlar oluyor vâr,
Böyle tarif etti o Yâr;
(Emre), kim Dostu severse
Dinler, sözlerine uyar.


(1) Bu doğuşta kafiye orjinalliği vardır.
(2) "İle" edatı, burada "yüzünden" yerine kullanılmıştır: gönlümüz, hep bu engeller yüzünden darda, sıkıntıdadır, denmek isteniyor.
(3) Tummak : bir insanın, olduğu yerde çömelerek suya dalmasıdır.