İndir (.doc)
Bütün belâların, banadır yönü,
Tecelli eyledi, şikâyet günü;
Çatır çatır (Emre), yanıp dururken,
Zâlim, gelir, eder, burda düğünü.

Ben kaçarım, onlar, birikir, arar,
(Emre)nin gönlünü, tuttular karar;
Şükür, fânî yolu, tuttu bu (Emre),
Onlar hücum etse, eylemez zarar.

Ben yok olsam, onlar geriden bakar,
Aşka tutulursam, hepisi korkar,
Dostumun Cemâli, eğer açılsa,
Cümle belâlara, akseder, yakar.

Gafil olup düşsem, eğer gaflete,
Ben ibret olurum, bütün millete;
Bürünmek lâzımdır, kurtulmak için,
Zillet, hem de dahi, bitmez illete.

Bu (Emre) sabreder; hayâl değil mi?
Geçen âşıkların, misâl değil mi?
Bâzı geri bakar, bâzı ileri,
İçinde boğulmak, vebâl değil mi?

Bu âlem bir ayna, gelenler düşer,
Nefsini seyredip, aldanır beşer;
Bu âleme gelen, geri dönüyor,
İdrâk eyliyenler, seyreyler: mahşer.

İki kapılı bir, hana benziyor,
Emanet verilen, cana benziyor;
İçine düşeni, bürüyor gaflet,
Su gibi görünür, kana benziyor.

Gözlerin açılsa: varıp içilmez,
Tatlı görünüyor, bilip geçilmez;
Cemâl ile Celâl, karışmış durur,
El ile, göz ile, aslâ seçilmez.

Kendisi Vâhittir, bir kalabalık:
Karada gezenler, denizde balık...
Dışını koyup da, içini gören,
Hem de dilsiz olur, hem dahi alık.

Ne kapısı vardır, ne de bir yolu,
Ne bir sağı vardır, ne de bir solu;
Nerden gelsin, geçsin? dâvet edersin,
Geri çağırırsın, yaratıp, kulu.

Mühürledim dersin, gözü, kulağı,
Kalbe dahi bastın, mührü, parmağı;
Sana doğru bizler, nasıl gelelim...
Akıl ipi ile, bağlanğ ayağı. (1)

Durmaz takip eder, derd ile mihnet,
Kanın içinde var, nice yüzbin dert...
(Emre)! sana bunlar, ibret değil mi:
Nice peygamberler, Nebî Muhammed?

Zapteden: Vasfiye Değirmenci
Saat:13


(1) Bağlanğ = Bağlarsın.

20.3.1952