İndir (.doc)

S - "Küllü müskirin haram", yâni her sarhoş edici şey haramdır deniliyor...

C - Öff... Öyleyse en büyük müskir, dünyâ ve dünyâ arzuları. Öyle bir sarmış ki bizi, ayılamıyoruz, kurtulamıyoruz onlardan.

Rakı tatlı değil ki tadına aldanasın. Vücuttaki beyindeki muvâzeneyi bozuyor ki sallanıyoruz. Sonra ona verilecek parayı biriktirip, çorumuza, çocuğumuza sarfetsek olmaz mı?

Safispirtonun tıbda faydası var. Hamsofular, ispirtonun zerresini bile pis sayıyorlar, bilmediklerinden.

Emre - Bu zâhirî meyhânelerden başka, bir de içimizde bir meyhâne vardır. Bu meyhâne ahlâk meyhânesidir. Bir insanın ahlâkında, sarhoş olmak istidâdı varsa, o insanı iyice çileden çıkarır. Bâzı insanlar da, içince fenâlık yapmaz, sükûtî dururlar. Bütün bu sarhoşluklar Kur'ânın târif ettiğidir. Bu hem lezîz, hem de ebûdîdir.

Rakı içince, vücudumuzdaki faydalı mikropları da rahatsız ediyoruz, hepsi bizden şikâyşet ediyor. Kur'ân:"Ricsün min amelişşeytan" diyor. Şeytan amelinin insana faydası olur mu?

Allah Hristiyanı Şeytanla bir tutmadığı hâlde, sarhoşluğa: "min amelişşeytân= Şeytan işi" diyor.

Sarhoş olmadan bu mânevî zevke dalınmaz. Fakat, bizim meyhânemiz bilinen meyhâneler değildir. Bizim meyhânemiz, gönlümüzdedir. "Ser-hoş" diyorlar. Rakı kafayı hoş eder mi? Ona şer doldurur. İnsanı "ser-hoş" eder. Ama, kimseye karışmayız. Herkes istediğini yapar, nemize gerek... Rakının bize lüzûmu yok. Hayvâniyet, bütün vahdet: Koyun, eşek, meşek, hep kazığa, yulara tâbî. Onlara emir var mı Kur'ânda "Şöyle yapmayın, şöyle yapın!" diye.

Nasreddin Hoca çocuk okuturmuş. Çocuğun biri yellenmiş sesli olarak. Utancından, rahleden, tırnağıyla dırt! dırrt! diye ses çıkartırmış boyuna, o ses rahleden çıkmış gibi. Hoca dayanamamış: "Oğlum, hadi sesini rahleden çıkan sese uydurdun, ya kokusunu ne yapacaksın?" demiş. Rakı zevk veriyormuş... Ya rezâletini, kavgasını gürültüsünü ne yapalım? Bize, "Korkak Vahdet-i Vücutcu" diyorlarmış, rakı içmediğimiz için. Asıl korkak onlar: Nefislerinin yumrukları altında kalmışlar. Nefis onlara "iç!" diyor, içiyorlar, yakalarını kurtaramıyorlar. Sâdece irfâniyetle tesellî buluyorlar, bununla kurtulacaklar... Kurtuluş, ölmeden olmaz. Kurku da ölecek, kendileri de...

S - Allahı, Bektâşilik ve diğer yollarla arayanlar da, nihâyet aynı noktaya gelmiyecekler mi?

Emre - Hâyır. Bilenle bilmiyen bir olur mu? Bunu Kur'ân söylüyor. Sonra, "Hâzâ Yevm-ün-Nüşûr = Kıyâmet günü, işte bugündür, burada âmâ olan, orada da âmâ'dır." diyor. Meseleyi burada hallederse ne âlâ! Yoksa yok!