İndir (.doc)

S.- Öteden beri Nasreddin Hoca’yı resimlerde merkebe ters bindirirler. Herhalde böyle bir şey olmuş ki öyle yapıyorlar. Nasreddin Hoca’nın bu pozu pek hoş bir şey değil ama acabâ bunda da bir hikmet var mıdır?

Emre – Vardır ya: (Merkep), binilecek şey demek değil mi? Bu vücut da bir merkep, bir binittir. Aklımız ve ahlâkımız bu merkebe binmiştir. Fakat gideceğimiz yeri bilmediğimiz için, aklımızın yönü mâziye dönüktür. Geçtiğimiz yerleri biliriz de, gideceğimiz yeri bilemeyiz. Nasreddin Hoca, güldürerek bunu anlatmağa çalışıyor. İşte Nasreddin Hoca gibi bir (Kâmil) lâzım ki aklımızı merkebe düz bindirsin ve ona gideceği yeri ve mürebbîsini göstersin. Zâten dönmeyince mürebbîsini göremez. Çünkü mürebbî, yol gösterici olduğu için daima öndedir. İşte (Dön Namazı) gibi sözlerle anlatmak istedikleri şey budur, yâni aklın, eski bildiklerini terk edip (Cemâlullah)a dönmesidir.

Dünya işlerinde de böyle değil mi? Mâzîsiyle iftihar eden milletlere bak, mutlaka geri kalmışlardır. Amerika ne mâzîyle uğraşıyor, ne bir şey. Onun ilerlemekten, çalışmaktan vakti kalmıyor ki mâzîye baksın… Arkaya bakan, mutlaka yolunu şaşırmıştır, gideceği yeri bulamıyor demektir.

Bunu bir konuşmamızda bir vesileyle rahmetli Remzi Oğuz Arık’a da söylemiştim de hoşuna gitmişti. Halbuki rahmetlinin işi, hep eski eserlerle uğraşmakmış, ne bileyim…
(Rahmetli Remzi Oğuz Arık, Arkeolog ve tarihçi idi.)