İndir (.doc)

Emre - Dilimizi tutalım. Tutmazsak, hem boşuboşuna konuşmuş oluruz, hem de dilimiz başımıza çok işler açar. Bir Allah âşıkına kötülük yapsalar, o, kendine yapılan kötülüğü unutur, karşısındakine de kötülük düşünmez. âşık olmayan ise, umduğu eline geçmezse, seni öldürmek ister. Gönlü karanlıktır, kördür. Körün değneği aksidir derler ya, o da, daima etrafına zarar verir, çünkü vicdansızdır. Ama, asıl yürekler acısı onlardır. âşıklar onlara acır, çünkü onlar, durmadan nefislerinin elinde parçaparça olup duruyorlar. Nefsin kâh dişleriyle, kâh depiğiyle, kâh hançeriyle... Yâni nefis, onları kâh tamahla, kâh hırsla, kâh korku ve hîleyle ezip duruyor. Biçareler, bir türlü huzuru bulamıyorlar... Asıl onlara acımamız lâzım. Onların içini görsek, bize yaptıkları kötülüklere karşı mücadele etmek aklımıza bile gelmez. Her yokluğa insanın yüreği acımaz mı? "Vay!" filâncanın hiç parası yokmuş..." deriz. Bunların da vicdânı yok, şefkatleri yok, acımıyalım mı bunlara? Onların etraflarına hücumları, saldırmaları, hep bu yokluktan. Salih Beyin evinin penceresini hırsız açmaya çalışıyormuş. Zengin olsaydı o hırsız, hırsızlık yapar mıydı? Zenginlerden, bu türlü harama tenezzül edenler azdır. Ama bazılara vaktiyle alışırlar bu hallere de bırakamazlar, o başka. Hasılı, böyle ahlâkî yoksulluk çekenler acıyıp, bu hallerden kurtulmaları için dua etmeliyiz.