İndir (.doc)

Hoca’nın körleri Sudan Geçirmesi

Yedi kör bir nehir kenarına gelmişler; karşı tarafa geçmek istiyorlar; fakat nehrin geçit yerini bilmiyorlar, göremiyorlar. Orada beklerken, ayak seslerinden anlıyorlar ki, bir adam suyun öbür yakasından kendilerine doğru geliyor. Soruyorlar: (Sen kimsin?) Adam: (Ben Nasreddin Hocayım) diyor. Körler: (Madem sen suyun geçidini biliyorsun, bizi de geçir, sana para verelim) diyorlar. Hoca onlara (Olur) diyor, (Adam başına iki mangır alırım). Körler razı oluyorlar. Hoca onlara: (Gözü bir parça ışık gören, elimden tutsun) diyor. Körler Hoca’nın dediği gibi yapıyorlar. Hoca önde, körler arkada, el ele nehrin ortasını bulunca, sondan iki körün ayakları kayıyor, suya gidiyorlar. Arkadaşları feryadı basıyorlar. (Aman iki arkadaşımız suya gitti!) Hoca onlara dönerek; (Siz de birkaç mangır eksik verirsiniz…) diyor.

EMRE’NİN Tefsiri:

Bu âlem de hiç durmadan akan (Zaman nehri) içinden geçen bir geçittir. Bizler de, eğer Hakikati anlamamış, Rabbimizi görememişsek, birer körüz; yani akıl gözümüz kör demektir. Kur’ân da böyle söylemiyor mu? Burada kör olan, âhirette de kör, demiyor mu?

Hz. Ali: (Ben görmediğim bir Rabbe ibâdet etmem,) diyor.

Hz. Muhammed de: (Lev lelmürebbi mâ areftü Rabbi ) diyor. Yani: (Mürebbim olmasaydı, Rabbimi bilemezdim.) diyor.

Eğer biz de bir (Mürebbî’nin) elini tutmazsak, bu geçidi geçemeyiz. Geçidi geçemeyenlerin kıymeti de iki mangırdan ibâretmiş!