İndir (.doc)
Aşka ettik müracaat,
Canım, yakmağa ne hacet...
Ben sana âşık olunca
Her taraftan buldum necat.

Görünce yaktın sen beni,
Yanınca bildim ben seni...
Beni senden dûr eyliyen (1)
Bildim ki bu dünya, denî.

Gönül veren bu dünyaya,
Cânân, sana nasıl doya...
Seni görmek istiyenler
Her varlığı elden koya...

Kim gönül verir akıla
O, bu dünyaya takıla...
Dost yüzünü görmek için
Yok olup sonra bakıla...

Bilen nasıl desin onu...
Derse giyer kanlı donu...
Her ne kadar tarif etsek,
Bilinir mi ilmin sonu...

Çoğu dedi sana : Leylâ...
Bilenler bildi ki: Mevlâ.
O ateşte yananların
Gönülleri oldu yayla.

Ne çare düştük gurbete,
Sevince düştük mihnete;
Cânân, sana yalvarırım,
Bizler muhtacız rahmete.

Her daim kapını bekler,
Görenler varını terkler, (2)
Sana âşık olanlara
Mutlak yetiştirinğ (3) bir er,

Yaktın beni sen Sultanım,
Yandım, kalmadı dermanım;
Sen bizlere rahmet eyle,
Âşıklara ben kurbanım.

Rahmet eylersen duvara,
O, can bulup sana vara;
Canımda derman kalmadı
Sana yalvara yalvara.

Ricam budur senden daim:
Dost! ben kapında yanayım.
Ben kapında kül olunca
(Emre), senden doğar (ay)ım.


(1) Dûr eylemek = uzaklaştırmak.
(2) Terklemek = terketmek
(3) Yetiştirinğ = yetiştirirsin