İndir (.doc)
Gönül âlemine, akıl mı yeter...
Yaktığın ateşin, dumanı tüter;
Kaçayım der isen, ocaklarından,
İçine düşersin, olursun beter.

Âlimler toplanmış, olmamış âgâh,
Olayım diyenler, olmamış iflâh;
(Akl)ından geçenler, içine düşer,
Kimi belâ bulur, kimi de felâh.

Kendi küçük amma, cihanı alır,
Felekkiyat girse, yine boş kalır...
Âdem'den bu âna, devr eden varlık,
İçinde gizlidir, milyarca asır.

Bir yanında şakır, nice bülbüller...
Görse, hayran olur, nice gönüller...
Ehli olanlara, daim kokuyor,
Misli bu cihanda, olmıyan güller.

Kendi bir (Nokta)dır, benziyor (göz)e;
Anlatmak isteriz, gelmiyor söze;
Kuş dilinden dedik, anlıyanlara;
Acep duymıyanlar, ne dedi bize?..

Bildiğimiz kadar, Gönlü methettik;
Bazı geri geldik, bazı da gittik;
Önü ile sonu, yolu bir karış,
(Nokta-i Vâhit)tir, kaybolduk bittik.

Gönülden, âleme, göründük hayâl;
Kimse idrâk etmez, böylece bir hâl...
Girip de çıkanlar, iki ayrılır:
Kimi islah olur, kimisi deccal.

Kimi fücûr okur, kimisi takvâ,
Kimi cevher alır, kimi de hava...
(Emre) yokluk aldı, gayri nesine...
Bundan sonra, varlık, eylemez dâvâ.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat: 13.30




13.10.1951