İndir (.doc)
Senin aşkın beni, eyledi koyun,
Sana onun için, eğerim boyun;
Yüzünü görüp de âşık olunca,
Dilber! canım ile, oynarsın oyun.

Benim vâdim böyle: eyledim fedâ,
Kaşın ile gözün, edince edâ;
Evveli, âhiri, duymaz olunca,
Kalbimin içinden, çıkıyor sadâ.

Bâzı ferah olur, bâzı, kan ağlar,
Gözlerimin yaşı, deryâya çağlar;
Benimle beraber, şenlik kuşları,
Rengini terkedip, karalar bağlar.

İçimin ateşi, çıkmaz dışına,
Âgâh olmıyanın, gider hoşuna;
Baykuşlarla leylek, yuva yapıyor
Aşka tutulanın, gelip başına.

Dünyâyı doldurur, benim figaanım,
Ateşlere düştü, çünkü bu canım;
Duyanın gönlünü, siler, temizler
Kalbimden çağlıyan kırmızı kanım.

Hâlim yayılmıştır, bütün cihâna,
Hareket eyliyen, dilden lisâna;
Dağlara, taşlara eyledi te'sir,
Çeşitli bilindi, neden, insana?

Beni ibret ettin, yanınca sana,
Kavuştum, seviştim, ben kana kana;
Kurbân eyleyince, (Emre) canını,
Gizli iken çıktın, şükür, ayâna.

Her dâim bakarsın, onun gözünden,
Ateş bırakırsın, dâim özünden;
Meyva versin diye, sen aşıladın
İbrâhîmin için, yanan közünden.

Ahmed'in dilini, ettin bahçıvan,
Berâber geziyor, içinde, aslan;
Ebedî hayattan, açıyor çiçek,
Bulup da giremez, başka bir hayvan.

Orada yetişir, melekler için,
Görüp uzunamaz, Şeytan ile cin;
Sevmek istiyene, nice tenbih var,
Nurlu ağızlardan: Dünyâdan geçin!

(Emre)! duydu isen, elini uzan,
Birçok aşk lâzımdır, hem dahî irfan;
Kerpici, sıvası: insan vücûdu,
Ortasından akan: ciğerdeki kan.

Zapteden : Selim Akgül
Saat:11.40




2.2.1954