İndir (.doc)

 İçerisi Çok Karanlık

Hoca bir gün, evinin içinde yüzüğünü kaybetmiş; aramış, aramış, bulamamış. Bu sefer evin kapısı önüne çıkarak; yüzüğü orada aramağa başlamış. Hoca’nın bu hâlini görenler sormuşlar:

-Hocam, orada ne arıyorsun?

-Yüzüğümü.

-Peki sen yüzüğü içerde kaybetmedin miydi?

-Evet.

-Daha ne? İçerde kaybettiğin yüzüğü dışarıda niçin arıyorsun?

-İçerisi çok karanlık da, onun için.

EMRE'nin Tefsîri:

Hoca içerde kaybettiği yüzüğü, dışarıda bilhassa aramıştır ki bu acâyipliği görsünler de sebebini sorsunlar. Hocanın hareketlerini seyredenler, aldıkları cevaba sadece gülüp geçmeselerdi, yâni Hoca’ya:

-Senin bu hareketlerinde ve sözlerinde bir hikmet var ama, biz anlayamıyoruz; bize bunu anlatır mısın?

deselerdi, ihtimâl ki Hoca, kendilerine şöyle bir şey söylerdi:

Ev, kitapların ve bâzı inanışların dar çerçevesidir. O dar çerçeveden (Güneş) ışığına çıkmayınca yüzüğü bulamayız. Kitap bize bu (Gerçek Bilgi)yi gereği gibi öğretemez. Anlayamadığımız bir sözü kitaba sorsak, kitap, onu bize izah edebilir mi? Edemez. Onun için mutlaka (Canlı Bir Kitap) bulup müşkillerimizi ona sormalıyız.

Muhterem okuyucularımıza, mânâsı bu fıkranın mevzûu ile ilgili eski bir (Doğuş)un iki dörtlüğünü takdim ediyoruz:

Bu bir tılsımlı yolmuş,
Nice nice Âdem dolmuş…
Bir (yüzük) var, âşık bulmuş;
Bulamazsın demedim mi?

Âşık ol, gez sen bu (Arş)ı,
Görünür o (Şâh)ın (Baş)ı;
Aranılan yüzük: (Kaş)ı;
Bulamazsın demedim mi?